Love Peace and Harmony

۞ ∞ United For Evolution ∞ ۞

Adaletin Etiği ve Evrensel Olarak Algılanışı

Adaletin Etiği ve Evrensel Olarak Algılanışı
David Doğan Beyo
Bilkent Üniversitesi 2008

Adalet; adil, insaflı olma niteliğidir, bir başka deyişle, kanunu uygulamak, günümüzün medeni Dünya’sında, hakları tanımlamak, haklıyı ve haksızı , ödülü ya da cezayı ayırmaktır. Her ülkenin ve toplumun, kendi sosyal gelişimi, evrimi ve sosyal arka planına dayalı işleyen, kendi adalet sistemi ve yapısı mevcuttur.

Son on yılda, gitgide daha da geliştiği iddia edilen bir adalet sistemine sahip olmamıza rağmen, Dünya üzerindeki adalet sistemlerinin suçları ve suçluları durdurmak adına yeterince etkin olmadığı açıkça görülmektedir.

Sonuç olarak, şiddet ve suç teşkil eden eylemler, günden güne çoğalmaktadır. Bunun sebebi olarak, tüm dünya toplumlarındaki ahlaki olguların ve etik yapının derinen çöküntüye uğraması gösterilebilir.

Neyin yanlış, neyin doğru olduğu, ya da bir eylemin suç sayılıp sayılmadığı, her bir birey tarafından farklı algılanmaktadır.

Farklı sosyal arka plan ve kişiliğe sahip olarak her birey kendi gerçekliğine sahiptir.

Oysa ki neyin gerçekten doğru, neyin gerçekten yanlış olduğuna dair, kişisel doğru ve yanlış algısının ötesinde tek bir hakikat ve evrensel bir gerçeklik vardır.

Buradaki en önemli husus, her durumda , her an , her koşulda ;sizin doğru ve gerçeklik algınızın ; hakikate ve gerçek olana ne kadar yakın ya da uzak olduğudur.

Tüm dualitik algının ve zıtlıkların ötesinde tüm zıtlıkları kapsayan ve ötesinde olan ; zıddı olmayan bir aydınlık ve ışık vardır .

Olanı olduğu gibi görebilmek ancak kalplerimizdeki bu hakikat alevini yaktığımız oranda derinleşecek ve mümkün hale gelecektir.

Evrensel adalet ve evrensel etiğin varoluşunu anlamanın tek yolu, kim olduğunuzu, burada ne yaptığınızı ve yaşam amacınızın ne olduğunu idrak ederek , her geçen gün bu farkındalığı genişletmekte yatmaktadır.

Eğer, tüm kültürlere, felsefelere, inançlara ve mesleklere uygulanabilecek evrensel bir etik ilkeler bütünlüğünü idrak ederek ; uygulamaya geçirebilirsek ;  dünyamız yaşanacak en barışçıl ve uyum içindeki gezegenlerden biri olabilir.

Bu metinde, evrensel adaletin varlığı, insanlarda bu konudaki algı eksikliği ve algı eksikliklerinin nedenleri , konunun daha anlaşılabilir kılınması hedeflenmektedir.

En temelde ve özde ; evrensel adaletin ilk kriteri; koşulsuz sevgi ile var olabilmek , var olan  tüm canlı ve insanlara saygı duymaktır.

İnsanın varlıksal anlamda özü olan ; koşulsuz sevgi ve şefkat; tüm var olan canlıların hayrına , tüm inanç ve müesseselerde gerçekten, tüm prensiplerin esası olarak ortaya çıkmalıdır.

Koşulsuz sevgi, şefkati yaratan çok önemli bir unsurdur. Koşulsuz sevgi, bir şeyi ya da bir kimseyi; karşılığında bir şey beklemeden sevmek, onları oldukları gibi kabul edebilmek ve sevmektir.

Öylesine muhteşem bir Dünya’da yaşamaktayız ki, dünya içinde dünya , sistem içinde sistemlerden oluşan  biyolojik, ekolojik, mikrobiyolojik  vb… binlerce dünyanın ve sistemin içiçe geçmiş olduğunu , birliğini ve uyumunu ; bu bütünlüğün güzelliğini hissedebilmeliyiz.

İnsan olarak her birimiz; ailemiz, arkadaşlarımız ve tanıdığımız tüm insanları ve varlıkları da içeren; yüzlerce sistemin bileşimi ile birlikte yaşamanın ne denli şaşırtıcı olduğunu farketme sorumluluğunu taşıyoruz.

Her birimizin kendine has kişiliği , karakteri ve psikolojisi var ama bir şekilde, farkında oldugumuz ve insanlık olarak farkına varmaya daha yaklaşamadığımız binbir düzlemde birbirimize bağlıyız ve bu şaşırtıcı sistemin parçalarıyız.

Bundan da öte, Dünya Ana’nın üzerinde, hepimiz bu büyük bulmacanın parçaları olarak, her bir küçük parça büyük bulmacayı tamamlarken, bir ve bütünüz.

İnsanlığın varlığının gerçek özünü ve bu tekliği ve birliği farkedişi ile, koşulsuz sevgi yükselecektir,

herkes için şefkat ve duyarlılık; kalbinizin en derin köşesini biçimlendirecektir.

Bu bakış açısı ile, hiçbir şey birbirinden ayrı değildir,

okyanusdaki damlalar gibi; her birimiz birbirimize bağlıyız, bir ve bütünüz.

Burada bahsettiğimiz olgu kollektivizmden çok uzak  ; bireysel öz-gözlem yoluyla , yaşamının tüm sorumluğunu üstlenme yoluyla , kendi içinde devrim geçiren bireylerin sadece ‘kendi’ için değil, ‘bütün’ için farkındalık ve duyarlılık ile evrendeki herşeyin birliğini anlama yolunda yürüyerek ve derinleşerek evrimleşmesidir.


İkinci olarak; adalet, ahlak ve etik birbirinden ayrılamayacak kavramlardır.

Bu yüzden eğer bir evrensel adalet var ise, evrensel ahlak, evrensel etik de mevcuttur demektir. 

Etiğin prensipleri kişisel, profesyonel ve global etik olmak üzere üç kategoride incelenebilir.
Kişisel etik, toplumdaki her bireyin genel beklentilerine yansıdığından ahlak olarak da bilinir.

Kişisel etiğin prensipleri; tüm diğerlerinin esenliğiyle ilgili olmak, diğerlerinin özerkliğine saygılı olmak, güvenilir ve dürüst olmak, adil olmak, haksız çıkarları reddetmek, iyilikseverlik, kötülüğü önlemek olarak sayılabilir.

Eğer bir kişi kendi farkındalığını, birlik idrakını ve yaşamla ilgili bir olma algısını yükseltirse, o kişi, bir yasa ya da baskı olmadan, doğal olarak bu prensipleri izleyecektir.

Sonuç olarak bu kişi “Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan, diğerlerine de öyle davran” duyarlılığını herhangi bir dayatma olmadan kendi içinde farkedecektir.

Bu evrenin en temel yasalarından biridir.

Kişisel etik ; farkındalık çoğaldıkça evrensel etiğe doğru  evrimleşecektir.

Eğer bir kişi evrensel etiğin farkında ise, profesyonel yaşama uyumlanmak da çok daha kolay olacaktır.

İş yaşamı ile ilgili, insanların profesyonel kapasiteleri ve ahlaki sorumlulukları ; uymaları gerekenler şöyle sıralanabilir; tarafsızlık, objektivite, açıklık, mahremiyet, gözetim görevi, profesyonel sorumluluklara sadakat, potansiyel ya da belirgin çelişkileri önlemek.

Bunlar; yazılı kurallar olmamakla beraber, kendinin ve diğerlerinin refahı için; iş adamı, işveren, gönüllü ve seçilmiş temsilciler olarak bu kuralların, iş etiği olarak kabul edilmesi gerekir.

Örneğin; Japon iş yaşamında, bir toplantı sırasında, katılımcılar uzun bir süre düşünmek için sessizce kalabilirler, aynı durumla bir Amerikalı karşılaşsa bu onun için bir sorunun varlığına işarettir.

Bir başka örnek gösterir ki, Akdeniz insanı sohbet sırasında göz temasını çok sever, oysa Japon ve Amerikalılar, bu tavrı saygısız bir davranış olarak algılar.

Nazik olmaya çalışarak arkadaşça ilişkiler kurmak isteyen bir Asyalı, Amerikalı tarafından oyuncu olarak algılanabilir.

Bu yüzden, bu etik ve kültürel boşluklar arasındaki dengeyi yakalamalı ve evrensel iş etiği sağlanmalıdır.


Global etik, bu üç kategorinin en sorunlu ve en az anlaşılan olanıdır.

Global etiğin prensipleri; temel olarak ;global adalet, sosyal sorumluluk, çevresel duyarlılık, bağımsızlık, bütüne sorumluluk ve saygıdır.

Kendinden farklı bir kültür ve topluma,  her bir insana, hatta cemiyetlere önyargı beslemeden ovjektif olarak bakabilmek  insanların birbirlerinden bir çok şey öğrenmesine ve büyümesine sebebiyet verir.

Bu yüzden, çoklu-kültürlülük; farklı kültürlerden insanları anlamak ve Dünya’yı evrensel anlamda bir bütün olarak algılamak ve idrak etmek olarak kabul edilebilir.

Etiği ahlaktan ayırmak imkansızdır, onlar birlikte anılmalıdır.

Evrensel bir etik ve ahlak vardır; bu realiteden kaçmak, bizi kendimize ve çevremizdeki tüm yaşamdan uzaklaştırır .

Diğerlerinin yaşamlarına, doğa anamıza ve hayvanlara duyarlı ve saygılı olmak evrensel etik ve ahlakın ilk ve en önemli adımıdır.

Her insanın özü sevgi ve ışıktır ; özümüzde mutlak iyilik ve barış vardır.

Herkes iyi ve saf olarak Dünya’ya gelmiştir, ama kötü olmayı öğrenmiştir.

Kötü olmak varlığımızın bir özelliği değil ; dünyada öğrendiğimiz bir özelliktir.

Öz-gözlem ve kişisel evrim ile, kişi evrensel ahlakın temellerini, koşulsuz sevgiyi ve şefkati gerçekten anlayabilir.

İçine yönelen birey ; kişisel gelişim ile, kişi kalbindeki gizli hazineleri keşfedebilir, oluşunun içindeki güzellik ve uyumu farkedebilir.

İnsanlığın farkındalığının evrenselliği ve evrensel birliğin sevgi ve öz-ahlak kodları, dünyamızın gelecegi ve tüm dünya canlıları için daha fazla insan tarafından algılanır hale gelmelidir .

Bunu daha algılanır hale getirmek için hepimiz elimizden geleni yapmalıyız.

Birliğin farkındalığı ve sevgi, ahlaklılık için gerçek bir temel gereksinimdir.


Ahlaki ilkelerden filizlenmeyen hiç bir politik ideoloji insanlığın yararına oluşturulmuş bir sistem değildir ; Tanımı gereği ahlaki ilkeler evrenseldir; özel yaşamda geçerli olan kurallar, toplum yaşamında da geçerlidir, aralarında net bir sınır yoktur.

En mütevazı gereksinim, farkında olmaktır ki; evrensel ahlak normlarını ihlal ettiğimiz zaman; hakiki manada yaşamın ve varoluşun ritminden koparız.

Yaşamla ve varoluşun ritmi ile bağlantıda olabilmek için kavranması gereken ana hususlardan bir tanesi ; kültürel ahlaklılığın evrensel ahlak olarak görülemeyeceği, ve evrensel ahlak ilkelerinin tüm kültürlerin ötesinde olması gerektiği ve tüm kültürel ahlak ilkelerinin ötesinde kabul edilmesi gerektiğidir.

Daha önce de belirtildiği gibi, temel ahlaki ilke olan altın bir kural vardır: “Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan, diğerlerine de öyle davran”, bu söz, su götürmez bir şekilde, insan haklarının modern anlayışının en esaslı temelidir.

Önemli filozoflar ve dini figürler bunu farklı şekillerde ifade etmişlerdir.

Evrensel adaletin savunucusu olarak billinen Kant’a göre, farklı kültür ve ülkelere ait tüm kadın ve erkekler, insanlara, evrensel insan haklarını, özgürlüğü ve eşitliği tanımaları için evrensel adalet normları ; dünyasal adalet sisteminin temelini oluşturmalıdır.

Evrensel adalet ve barış için, adil olanı savunmak ve Dünya’nın kaynaklarını eşit olarak kullanmak öncelikli öneme sahiptir.

İnsanlar olarak bizler, kendi şehrimizin, ülkemizin, dünyanın ve evrenin parçalarıyız, bu sonsuz bir

varoluş okyanusudur; ve kendimizi doğadan ayrı tutmak sadece bir illüzyon ve algı noksanlığıdır,

Kendimizi doğadan ayrı göremeyiz, her şey uyum içinde birbiriyle bağlantılıdır.

Bununla birlikte, medeniyetin ilerlemesi ile ortaya çıkan şehirleşme , şehir kültürü ve teknolojik yenilikler insanı doğadan ayırmıştır ve insanın doğadan uzaklaşması ;  onu  evrensel gerçeklikten, bütünlükten ve uyumdan daha da uzak bir algı düzeyine indirmiştir.

İnsan olmanın en temel ve öncelikli adımı doğa ile uyum içinde olmakta yatar.

Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ;


Madde 1- Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.


(Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 10 aralık 1948)


Diğerlerinin refahına olan özveri , saygı  ve hassasiyet, diğerlerinin refahına ve bizi sarmalayan ekolojik sistemlere olan özveri , saygu  ve hassasiyet olarak içselleştirilmelidir.


“İnsanın Gelişimi ve Evrensel Adalet” adlı metne göre, insanın gelişimi, insan yaşamının nitelikleri ile değerlendirilir.

Kişisel değer, kişinin deneyimi ve varoluşu ile ilişkilidir.

Öte yandan, ahlaki değer kavramı iki temel fikri ileri sürer; iyi karakter ve etik başarı düşüncesi ve kişinin davranışlarının ahlaki önemi.

Kişinin karakter gelişimi; durumlar ve şansın yanı sıra, kendi sosyal başlangıç pozisyonları ve yeteneklerinden etkilenir.

Ama her durumda ve yaşam koşulunda, bu kişi iyi olmayı arzu etmeli, kendine ve başkalarına saygı duymalıdır.

Diğerinin özerkliğine saygı, onun insani gelişim ölçüsünü kabul etmek, evrensel adaleti anlamanın gereği olarak, diğerlerini oldukları gibi kabul etmek ve saygı göstermektir.


Evrensel adaleti daha açık bir şekilde anlamak için konunun; derin anlamda karmik ve teosofik bakış açılarından da tartışılması gerekir.

Teosofist Gertrude W. Van Pelt’e göre, karma yasaları; insan yaşamının anlamı, gizemlerin ve adaletsizliklerin çözülmesi konularına açıklık getirme yolu olarak görülebileceğinden, teosofinin en temel öğretilerinden biridir.

Karma, kısaca aksiyon ve reaksiyon ilkeleri ya da sonuçlar (akibetler) yasasını ifade eden Sanskritçe bir terimdir. (W.van.Pelt,GetrudeM.D., 1940, p2)

Bununla birlikte, ‘karma’ hiç-yanılmayan adaletin yasasıdır.

Karma felsefesi batı dünyası tarafından neredeyse tamamiyle unutulmuşsa da Asya kültür ve dinlerinde mevcuttur.

Yapılan her hareket , atılan her adım , söylenen her söz , hatta düşünülen her düşüncenin bir geri dönüşü olacaktır.

İyilik yapan iyilik bulur , kötülük yapan kötülük bulur  terimi karma yasasını en güzel ve açık şekilde ifade eden terimlerden biridir.

Evren bizi bize aynalayacaktır ve kusursuzca işleyen bir ilahi adalet düzeni vardır.

Transandantalism ; ''deneyüstücülük''  batıda evrensel algıyı  ve evrensel adaleti genişletebilecek bir algı olarak ondukuzuncu yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır.


Transandantalist hareketin lideri olan Ralph Waldo Emerson (1803-1882) oldukça önemli bir filozof, yazar ve şairdi.

Özellikle, Thomas Carlyleand, William Wordsworth, Plato, bazı Hindu, Budist ve İranlı düşünürlerin katkıları, Emerson’un Transandantalizm felsefesini geliştirmesine yardımcı oldu.

1836 yılında, Emerson, Nature adlı denemesinde, Transandantalizm’in temel prensibi olan “Doğanın Mistik Birliği” ni açıkladı.

Teddy Ward adlı yazara göre, “Emerson; Locke’un skeptisizmini (kuşkuculuk), ampirikleri (deneyselcilik) ve Amerikan Transandantalizmin önde gelen savunucularını karşısına almıştı. (Ward T. Empiricism, p3.)

Transandantal inanışın ve felsefesinin kökleri, antik zamanlarda, Parmenides ve Plato tarafından geliştirilmişti.

Emerson transandantalist düşünce yolunu batı dünyasında geliştirdi.

Emerson’un Transandantalizmi, Kant’ın İdealizm’i ve Avrupa Romantizm’i ile yakından ilişkilidir. Emerson der ki, “İnsan gelişimi sadece deneyimlerle ilerleyemez, öz-gözlem; kişinin yüksek benliğinde, içsel anlayış ve farkındalık geliştirmesine sebep olur; ve kişi herşeyi Transandantal formlar algısı ile adlandırmaya başlar.

“ Öte yandan İngiliz Empirizminin kurucusu John Locke’un (1632-1704) temel düşüncesi, insanın her şeyi deneyim yoluyla öğreniyor olmasıdır ve bu da Transandantalizm ile çelişki oluşturur.

Büyümek ve yaşlanmak arasında büyük bir fark vardır. Transandantalizm, büyümek, pişmek ve  gerçek varlığımızı , özümüzü içsel anlamda keşfetmeye yönelirken , Empirizm , yaşlanarak , içsel deneyimlerden çok hayat ta geçirilen süreye bağlı olarak deneyimlenen deneyimlerle sınırlı olan , insanı anlama konusunda daha dar ve yüzeysel bir başış açısı sergilemektedir.   

Transandantalizm içe yöneliştir , içi dolu farkıdalıktır  , Empirizm dışla yetinmek , içi boş entellektüelizmdir.

Transandantalizm okyanussa , Empirisizm bir su birikintisidir.

Bu yüzden karmanın ne olduğunu anlayabilmek için, bizlerin; kozmozun, evrenin, sayısız sınıf ve gelişim çeşitliliği taşıyan, sayısız küçük organizmaların oluşturduğu, tek bir organizma birimi olduğumuzu algılamamız gerekir.

Tüm bu sistemler birbirine bağlıdır ve sonsuz kozmozun da dahil olduğu bütünsel bir bilinç olarak, tek bir organizma şeklinde çalışır.

Karma bulunduğumuz tekamül okulu ve boyut içerisinde ;  neden-sonuç ilişkisiyle çalışan temel yaslardan biridir.

İnsanların yaptığı her eylem, ilgili enerji düzeylerini etkiler ve varlığın kendine kendini aynaladığı bir karşılığı çeker.

Karma felsefesi, reenkarnasyon öğretisi ile  ; insanın evrim sürecini tamamlamasının mümkün olduğunu söyler.

Bu dünyada, tekrar ve tekrar doğarak, yaşamı yüzlerce değişik kişilik ve pencere ile deneyimlemek ruhumuzun bilgeleşmesine sebep olur.

Karma felsefesine göre, yaptığımız her şey karşılığını bulacaktır.

Açık anlamda, eylemleriniz diğerlerine acı vermiyor ve zarar oluşturmuyorsa, siz de acı çekmez ve zarar görmezsiniz, ama birilerine zarar verir ve acı çektirirseniz, eylemlerinizin yanlışlığını idrak edebilmeniz için benzer deneyimleri kendinize çekersiniz.

Yapılan ve düşünülen her şey, bizi ve çevremizdekileri etkileyen verimli nedenlerdir ve bu yapılan ve düşünülen herşey kök salar  ve meyveleri bize geri döner.

Bu kurallar ortak bilgidir.

Eski öğretilerde de ifade edildiği gibi, her eylem bir önceki nedenin sonucudur, ve ilerideki eylemin nedeni haline gelir, ve bu şekilde sürer, işler.

Karma felsefesi, görünmeyen ve yazılı olmayan evrensel adalet sistemidir ve durmaksızın yaşamımızın her saniyesinde çalışır.

Sonuç olarak, herkes hakettiğini bulur.

Özetlersek, evren organik bir bütündür ve karmik düzen ; ilahi adaletin tecelli etmesine vesile olur.


Bitirirken; insanın varlıksal anlamda  gelişimi, en derin anlamda evrensel adaleti anlamakla bağlantılıdır.

Dahası, evrensel insan gereksinimleri, evrensel  insan hakları kavramı dahilinde tanınmalıdır.

Dünyamız üzerinde var olan her canlı ;  yiyecek, içecek, giyecek, eğitim ve sağlık hizmetlerine güvenli erişimini ve temel özgürlükleri eşit olarak paylaşmalıdır.

Evrensel adaletin temellerini ;hakikatin, sevginin , birliğin farkındalığı ile atarak tüm ayrılık algısını ve yanılgısını ortadan kaldırmalıyız.

Hepimiz muhteşem bir aileyiz.

Tüm kalbimle...

Yazan : David Doğan Beyo

References ;

1) Pogge, T.W. (July 1999) Human Flourishing and Universal Justice, Cambridge University
2) Pattyn, B. (2001) Ethical Perspectives, p. 1
3) Hillar M. (2000) Center For Socinian Studies, Universal Ethics
4) Colero,L. (1997) A Framework For Universal Principles of Ethics, Crossroads Programs Inc.
5) Van Pelt Gertrude W.M.D. (1940) Theosophical Manual Series,Karma Philosophy , Electronic ISBN 1-55700-103-0
6) Ward T. (n.d.) Empiricism
7) Lennon J. (1971) Lyrics of the song ‘‘İmagine’’

Revize : 2015


Hayal Et

Cennetin olmadığını hayal et

 

Eğer denersen bu kolay

 

Altımızda cehennem yok

 

Üstümüzdeyse sadece gökyüzü var

 

Hayal et bütün insanların

Bu gün için yaşadığını...

 

Hiç ülke olmadığını hayal et

Bunu yapmak zor değil

Öldürecek ve uğruna ölecek bir şey yok

Ve din de yok

 

Hayal et bütün insanların

 

Hayatı barış içinde yaşadığını

 

Mülkiyetin olmadığını hayal et

 

Yapabilir misin merak ediyorum

 

Hırsa ve açgözlülüğe gerek yok


İnsanların kardeşliği

 

Hayat et bütün insanların

 

Tüm dünyayı paylaştığını

 

Benim bir hayalci olduğumu söyleyebilirsin


ama tek ben değilim

 

Umarım bir gün sen de bize katılırsın


Ve dünya tekvücut olarak yaşar



By John Lennon


With Love And Peace Everything is Possible...

Universal Perception of the Ethic of Justice - researched and written by David Doğan Beyo
(Term Paper - Bilkent University 2008)

you can read English version at

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/universalperception

Views: 923

Comment

You need to be a member of Love Peace and Harmony to add comments!

Join Love Peace and Harmony

Comment by DERYA KİP on March 29, 2015 at 11:48pm

Bitirirken; insanın varlıksal anlamda  gelişimi, en derin anlamda evrensel adaleti anlamakla bağlantılıdır.

Dahası, evrensel insan gereksinimleri, evrensel  insan hakları kavramı dahilinde tanınmalıdır.

Dünyamız üzerinde var olan her canlı ;  yiyecek, içecek, giyecek, eğitim ve sağlık hizmetlerine güvenli erişimini ve temel özgürlükleri eşit olarak paylaşmalıdır.

Evrensel adaletin temellerini ;hakikatin, sevginin , birliğin farkındalığı ile atarak tüm ayrılık algısını ve yanılgısını ortadan kaldırmalıyız.

Canım kardeşim David, İfadelerin öyle güzel ve doğru ki...Çok teşekkürler, IŞIK ve SEVGİYLE...

Comment by Eylem Filiz Koç on January 13, 2015 at 1:15am

Comment by Ayşe Altan on August 19, 2012 at 10:14am
Sevgili David ,yaşamının ve misyonunun Sen'i Sonsuz Sevgi'ye ulaştırmasını diliyorum
Sevgiyle gözlerinden öperim
Comment by Sanem Özkaya on August 18, 2012 at 7:51pm

Gerçekten muhteşem bir paylaşım...

"Kişisel doğru ve yanlış algısının ötesinde tek bir hakikat ve evrensel gerçeklik vardır.

Buradaki en önemli husus, her durumda , her an , her koşulda ;sizin doğru ve gerçeklik algınızın ; hakikate ve gerçek olana ne kadar yakın ya da uzak olduğudur.

Tüm dualitik algının ve zıtlıkların ötesinde tüm zıtlıkları kapsayan ve ötesinde olan ; zıddı olmayan bir aydınlık ve ışık vardır .

Olanı olduğu gibi görebilmek ancak kalplerimizdeki bu hakikat alevini yaktığımız oranda derinleşecek ve mümkün hale gelecektir.

En temelde ve özde ; evrensel adaletin ilk kriteri; koşulsuz sevgi ile var olabilmek , varolan  tüm canlı ve insanlara saygı duymaktır.

İnsanın varlıksal anlamda özü olan ; koşulsuz sevgi ve şefkat; tüm var olan canlıların hayrına , tüm inanç ve müesseselerde gerçekten, tüm prensiplerin esası olarak ortaya çıkmalıdır.

Dünya Ana’nın üzerinde, hepimiz bu büyük bulmacanın parçaları olarak, her bir küçük parça büyük bulmacayı tamamlarken, bir ve bütünüz.

İnsanlığın varlığının gerçek özünü ve bu tekliği ve birliği farkedişi ile, koşulsuz sevgi yükselecektir,

herkes için şefkat ve duyarlılık; kalbinizin en derin köşesini biçimlendirecektir.

Bu bakış açısı ile, hiçbir şey birbirinden ayrı değildir,

okyanusdaki damlalar gibi; her birimiz birbirimize bağlıyız, bir ve bütünüz.

Hayal et...

Sevgi ve Barışla her şey mümkün olur..."

Ve öyledir...

Amin...

Comment by David Dogan Beyo on February 12, 2011 at 4:55pm

Sevgili Juli, başkalarını koşulsuz sevmenin ve kabullenmenin ilk adımı, kendinizi koşulsuz sevmek ve kabullenmektir. Siz kendi içinizde sevgi merkezinde merkezlendikçe, size zarar veren ve huzurunu kaçıran ortamlarda bu kosullardan etkilenmemeye başlarsınız, ve bu gibi durum ve ortamları kendinize daha az çekmeye başlarsınız. Hersey bizim algımızda, bizi rahatsız eden bir durum varsa , o durumda kesinlikle öğrenilecek bir ders vardır.

Sevgiler

David

Comment by JULİ on February 12, 2011 at 12:43pm
gerçekten çok güzel...yalnız insanları eğer size zarar veriyor veya huzurunuzu bozuyorsa nasıl koşulsuz sevip kabulleneceğimi bana birkaç satırla anlatırsanız mutlu olurum.juli
Comment by Tülay Mutlu on February 12, 2011 at 8:10am

Ben de, bütün insanların bu düşünceleri ve Dünya'yı dostça paylaştığı, Dünya'nın tekvücut olarak yaşadığı günü umutla bekliyorum.

Buradaki arkadaşlar böyle düşünenelerin git gide çoğaldığını gösteriyor. Umutlarımın boşa çıkmayacağna inancım artıyor.

Sevgim ve teşekkürlerimle :)

 

Comment by Bulent Sahin on February 11, 2011 at 8:46pm

Bir ömrü mutlu ve doğru yaşamanın özeti bunlar.İyi insan olmak,Herşeye sevgiyle bakmak.Ve hiç bir canlıya ve doğaya zarar vermiyen bir insan olmak.Milyarlarla ifade edilen insan sayımız var.Yalnızca insan.Önemli olan Başkasına asla ve asla zarar vermiyen"iyi" insan sayısı..Çok üzgünüm ama inandığım bir gerçek bu.Milyarınların arasında on binler,yirmi binler sayılabilir.Ve umuyorum diliyorum ki o "iyi" insanlar buradadır...

© 2017   Created by David Dogan Beyo.   Powered by

Badges  |  Report an Issue  |  Terms of Service