Love Peace and Harmony

۞ ∞ United For Evolution ∞ ۞

Metapsikolog David Doğan Beyo ile Söyleşi -II-

Metapsikolog David Doğan Beyo ile Söyleşi

 

-II-

 

 

Filiz : Sizden uzun zamandır kitap bekleyenler var, yakın zamanda kitabınız çıkacak mı ? Bu konuda geç kaldığınızı düşünüyor musunuz?

 

Doğan : Neye ve kime göre geç ? Ben aslında tam da tersini düşünüyorum. İnsanlar çok erken kitap yazmaya soyunuyorlar bence, özellikle 2000lerden sonraki dönemde bunu çok gözlemliyorum. Bir ekmeği, yemeği fırından tam pişmeden çıkarırsanız lezzeti nasıl olur, yenebilir mi ? İşte böyle bir durum var bence çokça ortada. Tadı, tuzu, rengi, enerjisi, manası olmayan bir çok kitap türedi son zamanlarda. 60bin i aşkın sayıda kitabı incelemiş ve bir şekilde temas kurmuş bir insan olarak da artık çok kolay oluyor benim için kitapları birbirinden ayırt edebilmek.

 

Benim için kitaplar çok kutsal yaratımlar ve kitap yazmak çok ciddiye aldığım, çok titiz ve hassasiyetle yaklaştığım bir konu. Varlığımda derin kapılar açan ve beni derinen şifalandıran, bana dost yoldaş olan, beni bana anlatan sonsuz değerde kitaplar okudum. O yüzden kitap yazmak benim için, onları okurken hissettiğim bu tesirleri, yazdığım kitapta hissettirebilmektir. Kitaplar pişiyor, yolda... Biraz daha bekleyeceğiz.

 

F : Şu an hangi kitapları okuyorsunuz? Geniş bir kitap arşiviniz olduğunu biliyoruz.

 

D : Şu an yolculukta, çok sevdiğim, ülkemiz ve dünya için çok önemli bir değer olan hocamız Yaşar Nuri Öztürk'ün ''Özgürlük ve İsyan'' kitabını okuyorum ve herkese bu kitabı muhakkak okumasını tavsiye ediyorum.

 

Bir yandan da bu yolculukta çok güzel bir tamamlanma gerçekleşti. Ben bir kitap aşığı olarak fiziksel kütüphanemin yanı sıra, uzun yıllardır bilgisayar formatında da okuyorum ve bir çok farklı alanda ve daldaki kitapları bir araya getiriyorum. Bu kitaplar toplamda 60bin adetti. Tabi bu kadar çok kitap olunca bu kütüphanenin düzenlenmesi ve bu kitapların gözden geçirilmesi ciddi bir zaman dilimine yayıldı. Yıllardır, aralarda vakit ayırabildikçe kütüphanemizi düzenlemeye devam ediyordum ve 60bin kitabın tamamı gözden geçirilerek ve elenerek, şu an 30bin kitaptan oluşan Bilgelik Kütüphanemizin alt yapısı ve temel düzenlenmesi tamamlanmış oldu.

 

F : Bu kütüphane sadece Türkçe kitaplardan mı oluşuyor?

 

D : Kütüphanemiz Türkçe ve İngilizce dillerinde kitaplar olarak iki ayrı ana bölümden oluşuyor. 15bin Türkçe, 6bin İngilizce ve insan psikolojisi, felsefe, manevi öğretiler, kişisel gelişim kitaplarının bütünlüğünden oluşan 9bin kitaplık Türkçe ayrı bir bölümümüz de var.

 

F : Özellikle bu dönemde Türk Halkına okuması için neler tavsiye edersiniz?

 

D : Okumamız gereken o kadar muhteşem insanlar ve değerler var ki burada hepsini sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Bana göre halkımıza bu zamanda en iyi gelecek ilaç; Yaşar Nuri Öztürk, Erich Fromm ve David Icke'ın kitaplarını okumak, tüm bunları birleştirerek ve büyük resmin farkına vararak, bu bilinç ve farkındalık ile hareket etmektir.

 

F : En son 2015'te kitap analizi ve özeti olarak iki makale paylaştınız, bu paylaşımların devamı gelecek mi ?

 

D : Evet devamı gelecek. Bu çok zaman ve emek isteyen bir iş. Ben bu analizleri yaparken ve özetleri çıkartırken çok muazzam bir mutluluk hissediyorum. Bu paylaşımlara çok değer veriyorum ve üzerlerinde hassasiyetle çalışıyorum. Sırada Wilhelm Reich'in Dinle Küçük Adam kitabı var.

 

F : Sosyal medya ve internetin şu an ki gelişimi ve kullanımı ile ilgili düşüncelerinizi almak isterim.

 

D : Biz 80 kuşağı gençliği olarak Radyo, TRT ve Barış Manço ile büyümeye başladık. Adam olacak çocuktuk adam olduk mu göreceğiz. Atari, Commodore, Amiga gibi daha bilgisayar yokken geliştirilmeye başlanan oyun konsolları ile büyüyen bir nesiliz aynı zamanda. 12-13 yaşlarında bilgisayar ve internet ile tanıştık. Biz 9 sene önce Love Peace and Harmony sitemizi kurduğumuzda Facebook ve bunun gibi ağlar henüz oluşmamıştı. Facebook, Twitter gibi ağların sağlıklı kullanıldığı taktirde yararlı olduğunu düşünüyorum. Ancak özellikle son yıllardaki gözlemim, bu ağları kullanan büyük bir kesimin kullanımının çok sağlıksız bir hale gelmiş olmasıdır. Bu ağların aşırı ve yoğun kullanımından dolayı insanlarda öncelikle psikolojik, zihinsel ve enerjetik olarak ciddi olumsuz tesirler ve deformasyonlar oluşmaya başlamıştır. Özellikle bu ağların birer ''ego-besleme'' aracı ve ''like-fetişistliği'' aracına dönüştürülerek kullanılmasını ''kokuşmuş popülizm'' olarak adlandırıyorum.

 

İnsanların bir en mahrem zamanlarını paylaşmadıkları kaldı neredeyse bu ağlarda. Benim için ise durum tam tersi. Yaşamda çok aktif bir insanım. Çok farklı uğraşlarım ve ilgi alanlarım var. Ancak şu an çoğunluğun kullandığının %1 i kadar, özel yaşamımı sosyal medya yolu ile paylaşıyorum. Kendini sürekli afişe etmekten hoşlanmıyorum, böyle olması bence daha doğru ve daha sağlıklı. Bu şekilde olması da beni daha çok mutlu ediyor. Facebook arkadaşlığı başka birşey, gerçek arkadaşlık başka birşey. Arkadaşlarım ve dostlarımla yeteri kadar kendimi paylaşıyorum ve bu da benim için yeterli. Bir geziden döndüğümde onu herkese afişe etmek, ilan etmektense, sevdiğim dostlarımla ve arkadaşlarımla hikayelerle onu canlı canlı paylaşmak hakiki bir tatmin veriyor bana. Önceleri benim de hoşuma gidiyordu bu ağlar, ilk çıktığı zamanlar. Ancak bende bir alışkanlığa dönüşmektense antipati ve rahatsızlık yaratmaya başladı zamanla.

 

Ben özelimi dostumla arkadaşlarımla ailem dediğim insanlarla paylaşırım gerisi de kimseyi ilgilendirmez. Bazı insanlar sürekli, sanki magazin dergisi kapağına çıkıyormuşçasına, kendini sürekli afişe etmeye çok meraklı hale gelmiş. Bu şekilde olan paylaşımları dengeli ve etik bulmuyorum.

 

Bu ağların bence en sağlıksız tesirlerinden önde geleni, insanların bilmem kaç parçaya bölünmesine sebep olması, yok Instagramda şunu paylaş, Twitter'a şunu ekle, Facebookta da ayrı bir format yarat; valla ben vaktin çok değerli olduğunu düşünüyorum ve benim bunlara ayıracak vaktim yok. Twitter'a bir türlü ısınamadım, Instagram hesabım da yok, gayet mutlu ve huzurluyum, bir eksiklik de hissetmiyorum.

 

Bir de bu alanlarda, ne kadar takipçi o kadar iyi, başarılı gibi popüler kültür dayatma algısını da geçerli ve gerçekçi bulmuyorum. Ve benim için Facebook Twitter gibi alanlarda ki popülaritesi o insanla ile ilgili kanaatimde önem teşkil etmiyor. Başka şeylere bakıyorum ben bir insana baktığımda.

 

Bir Metapsikolog olarak, bu alanların insanların hakiki dostluk ve arkadaşlıklarını da ciddi manada zedelediğini ve olumsuz etkilediğini de gözlemliyorum.

 

İnsanlar bu alanlara harcadıkları zaman ve enerjiyi, hakiki ve gerçek arkadaşlarına ve arkadaşlıklara ayırsalar, çok daha verimli ve sağlıklı ilişkiler, iletişimler kurabilirler.

 

F : ''Kokuşmuş popülizm'' diye yeni bir tanım yarattınız, bize tam olarak ne manaya geldiğini anlatırmısınız?

 

D : Kokuşmuş popülizm; hakikat nezdinde ve gerçekte; vasat olan, değeri olmayan, içi boş ürün, kavram, kişi ve şeylerin, olduğundan çok daha farklı bir şekilde topluma lanse ettirilerek, çoğunluk tarafından kabul edilen, tüketilen, okunan hale getirilmesidir.

 

Bu şekilde hakiki değerler, kokuşmuş popülizmin içlerini boşaltması ve yerine boş şeyler koyması sonucu, günden güne insanların varlığında anlamlarını yitirmektedirler. Kokuşmuş popülizm; hakiki olana, hak edene hakkını vermemek, hakiki değerleri görememek ve öyley-miş gibi gözükenleri, değerliy-miş gibi, erdemliy-miş gibi bir imaj ve makyaj ile sunulana kanarak ve onları baş tacı ederek bu şekilde de toplumların kimyası ile oynayarak, insanlığın hakiki değerlerini yok etmektedir. Kokuşmuş popülizm toplumların yıkımının ve helakının baş mimarlarındandır.

 

F : Sinema, televizyon ve dizilerle aranız nasıl ?

 

D : Uzun zamandır tv izlemiyorum. İzlemek istediğim şeyleri kendim seçiyorum. Sinemayı, film ve dizi izlemeyi çok seviyorum.

 

F : En son izlediğiniz filmler hangileri?

 

D : Çok film izliyorum, tüm dünya sinemasını takip ediyorum, en son Out of Africa'yı izledim, 1985 yapımı başarılı bir biyografiydi. 1930 klasiklerinden, en yeni yapımlara kadar; geniş bir skalada, korku filmleri hariç her tür filmi izlemeyi seviyorum.

 

Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden şu üçlemeyi de herkese öneriyorum; P.K, Like Stars on Earth, 3 Idiots.

 

Bir yerde henüz paylaşmasam da filmleri izledikten sonra film eleştirileri de yazıyorum ara ara.

 

F : Peki diziler?

 

D : Dizi olarak en son, Shannara Chronicles 1.sezonu bitirdim. Son yılların bence en güzel dizilerinden, harika bir kitap uyarlaması....

 

Şu anda Avatar 2.sezonu izliyorum. O da çok keyifli...

 

F : Müzikle aranız nasıl ?

 

D : Müziğin hayatımdaki yeri çok önemli. O an a göre, moduma göre neredeyse her türde müzik dinliyorum. Sadece heavy-metal, hard-rock, psychedelic-trance ve klasik müziğin çeşitli tonlarını ve frekanslarını dinleyemiyorum. En çok dinlemeyi sevdiğim türler; gathering, love, sufi, chill-out, dance, meditation, mantra, mellow, prayer, slow, soft türlerinde müzikler. Uzun yılların birikimi çok geniş bir müzik arşivimiz var.

 

Bu yolculuğumuzda enteresan ve keyifli birşey oldu; Kamboçya'da Amerikalıların Survivor'ının çekildiği Koh Rong adasındaydık. Gece dolunay, denize vuruyor ışığı, kumsalda güzel bir mekandayız, herşey harika ancak müzik hakikatten çok vasat. Mekanın müzik yayınının yapıldığı bölümüne gittim. Orada durumu çaktırmadan, kimseyi rencide etmeden dedim ki, ben burada 1-2 saat müzik çalmak isyorum. Kabul ettiler, dj setim ile geldim ve çalmaya başladım. Mekanda çok az insan varken ortam kısa bir sürede kalabalıklaşmaya başladı. Gruplar gelmeye ve dans etmeye başladı. Bir yandan müzik ve ses sistemi ile aktım, bir yandan da dans ettik, çok keyifliydi o gece...

 

D : Bak kuşlar dans ediyor. Ufak bir araya ve coconut shake e ne dersin ?

 

F : Harika : )

 

 

 

 

04.05.2016 

 

David Doğan Beyo & Eylem Filiz Koç

 

Devamı yarın aynı saatte...

Views: 82

Comment

You need to be a member of Love Peace and Harmony to add comments!

Join Love Peace and Harmony

 

Badge

Loading…

About

 

Locations of visitors to this page

Hit Counter

 

Online Users

© 2017   Created by David Dogan Beyo.   Powered by

Badges  |  Report an Issue  |  Terms of Service