Love Peace and Harmony

۞ ∞ United For Evolution ∞ ۞

Metapsikolog David Doğan Beyo ile Söyleşi -IV-

Metapsikolog David Doğan Beyo ile Söyleşi

 

-IV-

 

 

Filiz : Hazzetmediğiniz tipler ve kişilik yapılarından bize bahsedebilir misiniz?

 

Doğan : Öncelikle şunu belirtmek isterim. Burada hoşlanmadığım tipolojileri birey olarak kimseyi hedef alarak anlatmıyorum ve şahıs olarak spesifik birilerini sembolize etmiyor şu an benim için. Yıllardır kendi hayatımdaki deneyimler, çalıştığım 100lerce danışanımın yaşam deneyimleri ve toplumu, insanlığı, dünyayı gözlemlediğimde ortaya çıkan tipolojilerdir bunlar.

 

*** Tebessümü zayıflık olarak gören, nezaketi suistimal edenler.

 

*** Sağlıklı ve dengeli bir duygusal yapıyı romantiklik olarak algılayan duygusuzlar.

 

*** Kendinin ve yanındaki insanın halinden bir haber gayipten gazel okuyanlar.

 

*** Allah ile aldatanlar.

 

*** İyi niyeti suistimal edenler.

 

*** Paraya tapınıp kendilerini ruhani zannedenler.

 

*** İnsanların zayıf noktalarını, zaaflarını kendilerine menfaat aracı olarak kullanan insanlıktan naspilenememiş mahluklar.

 

*** Hiçbir ideale sahip olmayıp var-mış gibi yapan, hakiki idealleri olan insanları hayalperestlikle suçlayan hakikat düşmanları.

 

*** Kendi dar algı kapasitesinin içinden sizi kendine göre dar olarak algılayıp, sürekli bu darlığı yansıtan, dar-yansıtmacılar, daraltıcı-yansıtıcılar.

 

*** Sürekli sevgi naraları atan ancak aynı zamanda da küstahlık, kabalık ve kibir ile beslenen feleğini şaşırmış nara şampiyonları.

 

*** Negatif karma üretme bağımlılığına sahip, etraflarına sürekli pislik bulaştıran, aynı zamanda da falanca ve filancadan sürekli karma temizliği talep eden şaşkınlar.

 

Çarmıha Gericiler - Acımasız Yargıçlar; İnsan psikolojisinde önemli bir yere sahip bir kavram vardır ''duygusal şidddet''. Fiziksel olarak şiddete uğrayan bir insanın üzerinde bu durum duygusal bir tesir de bırakır doğru. Ancak fiziksel şiddetten bence çok daha şiddetli olan birşey var o da aileleri tarafından yıllarca ve sürekli olarak duygusal şiddete maruz kalan çocuklardır.

 

Çarmıha germekte bunun gibi birşey.

 

Bir insanın fi tarihte bir hatasını görüyorsunuz ya da bir dengesizliğine şahit oluyorsunuz, bitti. Acımasız yargıç hemen sizi çarmıha gerdi. Sadece bir dengesizliğini gördünüz, adamı bitirdiniz astınız adamı. Olayın üzerinden 5 sene geçiyor, adam değişmiş, gelişmiş; o hatayı yapan adamdan ortada eser kalmamış, karşılaşıyorsunuz bir şekilde, sanki 5 sene önce bir hatasını gördüğünüz insan varmış gibi karşınızda, hala o yargı ile davranıyorsunuz ona, bitti çarmıha gerdiniz adamı.

 

Çocuk baba ben gitar çalacağım diyor, müzik yapmak istiyorum diyor; yaratmak üretmek istiyor; hissiyatını, hevesini, içinden gelen coşkuyu babasıyla paylaşıyor. Baba somurtuyor, ters ters bakıyor, azarlıyor, bitti. O çocuğun duygularına hislerine ortak olmadan; o anki yaşamının realitesini ve gerçekliğini paylaşmadan fiziksel olmasa da duygusal tokadı yapıştırıyor. O an öldürdün, çarmıha gerdin sen o çocuğu, bitti. Böyle insanlar bana olduğu yerde sayan, kendini ve varlığını geliştirmeyen, etrafına da sürekli rahatsızlık ve pislik bulaştıran insanlar olarak gözüküyor ve en hazzetmediğim tipte insan türü bunlar. Anlatırsın anlamaz anlamış gibi yapar. Öğrenmez aynı hataları tekrarlar. Bir konuda ustadır; çok iyi yargılar ve önüne geleni egosunun işine gelmeyeni çarmıha geriverir.

 

Etrafımız bu çarmıha gericiler ile sarılmış vaziyette. Bu insanların yaşamı algısı çok dar. Algı dar olduğu için kriterlerde dar. Onların 1-2 kriterine uymuyorsanız bittiniz. Ağzınızla kuş tutsanız, 100lerce olumlu ve güzel yanınız olsa bile, bunlar için hepsi boş. ''Güller bahçesinde dikenci obsesyenler'' bunlar; Güller bahçesinde dikene odaklanmak; obsesyon ve hastalık haline gelmiş bunlarda.

 

Nara Şampiyonları - Psikolojik Faşistler; Bunlar laf cambazlığında, şovenizmde, topluluğu manüpile etmede 1 numaralar; bunlar nara şampiyonları. Ancak 1 kere eleştiriverin kıyamet kopar, olmaz, nasıl bir hastalıklı şişmiş egoysa bu, iyi niyetli bir eleştiri, yok. Sadece bir konuda bile kendisi gibi düşünmeyen insanlarla karşılaştığı zaman; anında çarmıha gerildin bitti. Bu insanın hatasını kabullenme, görebilme kabiliyeti, yetisi yok ama ver mikrofonu narada öte birşey konuştukça konuşuyor, konuştukça konuşuyor. Sevgi, şevkat, merhamet lafta bol ancak icraat yok. Bir anlatsam diyorsun, yav bir dinle, yok. Ben bilirim başka da birşey bilmem, ben bilirim işte ben diyor. Bence gerçek faşizmin temeli bu psikolojik faşizmdir. Bir de manevi, ruhani zannediyor ya bu insanlar kendilerini. Bunların christ-antichrist denkleminde tuttukları yer anti-christ'tir. Yani anti-patik, anti-empatik, anti-spiritüel nara şampiyonları bunlar.

 

Hasta Sadolar; Bu tipler başkalarının acı çekmelerinden, üzülmelerinden ya da başarısız olmalarından haz duyan zavallı tiplerdir. Yarılı bir insanın yarasına çomak sokacak kadar insanlıktan uzak tiplerdir bunlar. Bir insan üzülürken başkası onun üzüntüsünden nasıl zevk alabilir. Burada yüksek dozajda hastalıklı ve karanlık, insanlık dışı bir hal ve durum var.

 

İşte benim şu an ilk aklıma gelenler bunlar.

 

Valla açtırdın bana ağzımı bak neler oluyor neler...

 

F : Herkesin üzerine atıp tuttuğu, ayrı bir telden çaldığı, kafa karışıklığı yaratan bir konu var. Nedir bu ego meselesi ?

 

D : Ego konusu, üzerine sorumsuzca ve hoyratça ahkam kesilmemesi gereken kavramların başında geliyor bence. Bu konuda bilinçsizce atıp tutanlar, olumsuz manada karma yüklendiklerinin de farkında olsunlar. Bu insanlar birçok insanı bu ve bunun gibi hayati öneme sahip konularda yanlış bilgilendirerek o insanların tekamül yollarında ilerlemelerine yardımcı olacaklarına yeni engeller ekleyenler oluyorlar. Egonun ne olduğunu sorgulamak başka bir şeydir, egonun ne olduğu konusunda ahkam kesmek başka bir şey. Düşünsene bir araba motorunun sadece valf kapağı ve krank mili ile ilgili bilgi ve farkındalık sahibi olup, sürekli tüm motor ile ilgili ahkam kesmeye benziyor bu iş. Etik mi bu hemde hiç değil, Kur'an der ki en büyük günahlardan biri; insanların işlerini zorlaştırmak, yollarını yavaşlatmak ve önlerine taş koymaktır. Yapmayın, günaha girmeyin.

 

İşte bu nedenlerden dolayı her kafadan ayrı bir ses çıkıyor, net ve açık olan bilgi bulanıklaştırılıyor.

 

Açıkçası bazı insanların bu konuda zırt pırt birşeyler yumurtlaması beni rahatsız ediyor. Bu konuda işlerine geldiği gibi; yok ''ben egomu seviyorum'' naraları atıyorlar. Adama bakıyorsun egosu şahlanmış, sevgiden eser yok, varlık kayıplara karışmış, bir de spiritüel, kuantum hocalığına soyunuyor... Kardeşim sen ilk önce kendini bir sevmeyi öğren sonra herşeyi seversin zaten sağlıklı ve doğal olarak.

 

Bir de, ego üzerine; -id, süper ego, ego-  gibi klasik ego tabir ve bilgileri ile, egoyu dogmatik ve salt akıl-zihin ile irdeleme düzeyinin ötesine geçmeden algılayan büyük bir kesim var. Ego ile ilgili klasik ve geleneksel bilgileri yeterli ve objektif bulmadığımı ve mutlaka bu konuda insanın çok çeşitli ve yönlü kaynaklardan kendini beslemesi ve bilgilenmesi gerektiğini düşündüğümü de belirtmek isterim. Akıl ve zihin egoyu tam manası ile algılayabilmek için yeterli değil, ötesine geçmek lazım.

 

Ego konusunda öncelikle üç hassas noktaya değinmemiz gerekiyor.

 

1) Ego merkezli yaşayan birey; egosunun kölesi olan varlık

2) Kalp merkezli yaşayan birey; zihninin ve egosunun efendisi olmayı başarabilmiş, egosunu, nefsini dizginleyebilmiş, ehlileştirebilmiş olan varlık

3) Egodan özgürleşme - Tekamül yolculuğu

 

3-a) Akıldan kalbe olan yolculuk

3-b) Akıl ile kalbin dengelenmesi

3-c) Bilinçli tekamül yolcusu olmak

 

Hz.Mevlana der ki; ''Bu dünyadaki insanlar mum ateşi önündeki üç kelebek gibidir.

İlki ateşe yaklaşmış ve demiş ki : Ben aşkı biliyorum.

İkincisi ateşe yavaşça kanadıyla dokunmuş ve demiş ki : Aşkın ateşinin nasıl yaktığını bilirim.

Üçüncüsü kendini ateşin ortasına atarak yanarak kül olmuş.

Gerçek aşkı sadece o bilir...''

''İlk doğuşum geçti gitti; bu solukta aşktan doğmuşum; ben, kendimden de fazlayım artık, ikinci kez doğmuşum ben'' (Rumi, Divan-ı Kebir, 7/102)

''İkinci kez doğmayan göklerin melekütuna giremez'' (Hz. İsa)

''Diri kimdir, bilir misin ? Aşktan doğan kişi. Bizi aşkta ara, aşkı da bizde.'' (Rumi, Divan-ı Kebir, 1/206,263)

Ego konusunda söylememiz gereken ve söyleyeceğimiz daha çok şey var ancak şu an için paylaştıklarımız bile irdelendiğinde ve üzerlerine tefekkür edildiğinde derin bir içgörü edinebilmek için yeterli olacaktır...

 

 

06.05.2016 

 

David Doğan Beyo & Eylem Filiz Koç

 

Devamı yarın aynı saatte...

Views: 78

Comment

You need to be a member of Love Peace and Harmony to add comments!

Join Love Peace and Harmony

 

Badge

Loading…

About

 

Locations of visitors to this page

Hit Counter

 

Online Users

© 2017   Created by David Dogan Beyo.   Powered by

Badges  |  Report an Issue  |  Terms of Service