Love Peace and Harmony

۞ ∞ United For Evolution ∞ ۞

Yaşar Nuri Öztürk

Yaşar Nuri Öztürk

Sükut Orucu

11.4B Okunma 03 Mart 2016, 10:15


Ramazan ayında tutulan oruç Kur’an dininin temel ibadetlerinden biridir. Kur’an, birçoğumuzun hiç farkında olmadığı ama üzerinde durulduğunda çok altı çizilesi anlamlar taşıdığının görüleceği bir oruçtan daha söz etmektedir. Bu, başlığımızda verildiği şekliyle ‘sükût orucu’ veya daha açık bir deyimle ‘suskunluk orucu, konuşmama orucu’dur. Bu orucu tutma emrini alan ilk insan ise Hz. Meryem’dir. (Meryem suresi, 26-33)
Hz. Meryem, babasız peygamber Hz. İsa’ya hamileliği sırasında uğradığı hakaret ve iftiralara karşılık vermek üzere iken sükût orucu emrini almıştır. Sükût orucunun tüm esprisi işte bu noktada aranmalıdır.
Sükût orucu, konuşması kıyametler koparacak büyük ruhların susmasıyla vücut bulan bir oruçtur. Bu oruçtan söz edebilmek için, her şeyden önce, ortada büyük emanet (siz buna misyon, mesaj diyebilirsiniz) taşıyan bir benlik olacak, taşınan emanetin kıymeti bilinmeyecek, emanet taşıyıcıya iftira, zulüm ve hıyanet sergilenecek, emanet taşıyıcının konuşması ‘domuzun boynuna ince gerdanlık takmak’ türünden bir abes haline gelecek... İşte bu durumda susmak bir ‘sükût orucu’ olmaktadır.
Sükût orucu adını hakkıyla almış bir suskunluk, bir toplum için en büyük felakettir. Çünkü böyle bir oruç, topluma can-kan verecek, yarınların mutluluk üzerine kurulmasının projesini çizecek düşünce, iman ve ufuk devlerinin konuşmaması anlamına gelmektedir.
İman ve fikir devleri, insanlığın sürçme noktalarına da dikkat çektikleri için her biri bir uyarıcıdır. Sükût orucu, uyarıcıların susmayı yeğlemeleri anlamına gelecektir ki, bunun sonucu, toplumun karanlığa gömülmesi olur.
Sükût orucuna en çok büyük dahiler başvurur. Her biri birer yaratıcı benlik olan dahilerin konuşmak yerine susmayı, meydana çıkmak yerine köşeye çekilmeyi yeğlemeleri kıyamet alâmeti kadar önemli bir sinyaldir. Bir sinyal ki, artık yaratıcı ve erdirici söylemin dinlenmediğini, iyiyi ve doğruyu gösterenlerin horlandığını, ahmaklık ve aymazlığın bilinç ve basîretin yerini aldığını ve sonuç olarak da kahır tecellisinin zuhûr noktasına gelindiğini duyurur.
Şunu asla ve asla unutmayalım: Bir iman ve düşünce adamını baskı, açlık, zulüm, manipülasyon ve benzeri şeyler susturamaz. İman ve düşünce devini bir tek şey susturur: Kitlenin körlük ve nankörlüğü.
Şiirin ve imanın ölümsüzlerinden biri olan Mehmet Âkif, ‘kubbenin sağırlığı’ndan şikâyetçi olmuştur. Bir iman ve düşünce adamı, tüm baskı ve zulümlere karşı koyar ama uğruna çile çektiği bir kitlenin sağırlığı, aymazlığı, vurdumduymazlığı onu perişan eder; kolunu-kanadını kırar. Ve sükût orucunu yeğlemek zorunda bırakır. “Yiğidi kılıç kesmez, bir kötü söz öldürür” diyen Anadolu halk sezgisini, “Düşünce devini top-tüfek susturamaz da ahmak bir sağırlık susturur” diye anlamak çok isabetli olur.

ESAS MESELELERE EL ATAMIYORUM
Yıllardan beri örtülü bir ‘sükût orucu’ içindeyim. Dinci imansızlarla sözde laik angutlar, elbirliğiyle beni konuşturmama kararı almışlar. Esas hayatî meselelere el atamıyorum. Benim için bu, bir sükût orucu demektir. Ve ben, on yıl gibi bir zamandır bu orucu tutmaktayım. Saba Tümer’le yaptığım programda bu oruç bozulur gibi olmuştu ama ‘Alo Fatih’ denen şerir hatlar vasıtasıyla o program sonlandırıldı ve ondan sonra konuşmalarım yine ‘Gönül dostlarına hitap’ çerçevesine sıkıştı.
Türkiye’nin ürpereceği tehlike sinyalleri, ölüm oruçlarında değil; körlük, nankörlük ve aymazlığın kahrını daha fazla çekemeyerek sükût orucuna başlama noktasına gelen uyarıcıların sessizliğe çekilmelerindedir.

 

 

Kaynak; http://www.aydinlikgazete.com/sukt-orucundayim-makale,63202.html

Views: 120

Comment

You need to be a member of Love Peace and Harmony to add comments!

Join Love Peace and Harmony

© 2017   Created by David Dogan Beyo.   Powered by

Badges  |  Report an Issue  |  Terms of Service